Kongre Ortak Adresi - Tarihçe

Kongre Ortak Adresi - Tarihçe

8 Eylül 2011


BAŞKANIN ADRESİ
ORTAK KONGRE OTURUMUNA

Amerika Birleşik Devletleri Başkenti
Washington DC.


19:09 EDT

BAŞKAN: Sayın Başkan, Sayın Başkan Yardımcısı, Kongre üyeleri ve diğer Amerikalılar:

Bu akşam ülkemiz için acil bir zamanda buluşuyoruz. Milyonlarca komşumuzu işsiz bırakan bir ekonomik krizle ve işleri daha da kötüleştiren bir siyasi krizle karşı karşıya kalmaya devam ediyoruz.

Geçen hafta gazeteciler soruyor, “Bu konuşma Başkan için ne anlama gelecek? Kongre için ne anlama gelecek? Anketleri ve bir sonraki seçimleri nasıl etkileyecek? ”

Ama şu anda izleyen milyonlarca Amerikalı, siyaset umurlarında değil. Gerçek hayat endişeleri var. Birçoğu aylarca iş arayarak geçirdi. Diğerleri sadece sıyırmak için ellerinden gelenin en iyisini yapıyorlar -- benzinden tasarruf etmek ya da ipotek yapmak için aileyle dışarıda geçirilen gecelerden vazgeçiyor; Bir çocuğu üniversiteye göndermek için emekliliği ertelemek.

Bu erkekler ve kadınlar, sıkı çalışmanın ve sorumluluğun karşılığını aldığı bir Amerika'ya inançla büyüdüler. Herkesin adil bir şekilde sarsıldığı ve payına düşeni yaptığı bir ülkeye inanıyorlardı -- eğer adım atarsanız, işinizi yaparsanız ve şirketinize sadık kalırsanız, sadakatin iyi bir maaş ve iyi yan haklar ile ödüllendirileceği; belki arada bir zam. Eğer doğru olanı yaptıysan, başarabilirsin. Amerika'da herkes başarabilir.

Onlarca yıldır Amerikalılar bu kompaktın aşınmasını izlediler. Güvertelerin kendilerine karşı çok sık istiflendiğini gördüler. Ve Washington'un her zaman çıkarlarını ilk sıraya koymadığını biliyorlar.

Bu ülkenin insanları sorumluluklarını yerine getirmek için çok çalışıyor. Bu geceki soru, bizimkiyle tanışıp buluşmayacağımız. Soru, devam eden bir ulusal kriz karşısında siyasi sirki durdurup gerçekten ekonomiye yardım etmek için bir şeyler yapıp yapamayacağımızdır. (Alkışlar.) Soru şu ki, bu ulusu en başından beri tanımlayan adalet ve güvenliğin bir kısmını geri getirip getiremeyeceğimiz sorusu.

Bu gece burada olan bizler ulusumuzun tüm dertlerini çözemez. Nihayetinde toparlanmamız Washington tarafından değil, işletmelerimiz ve çalışanlarımız tarafından yönlendirilecek. Ama yardım edebiliriz. Bir fark yaratabiliriz. İnsanların hayatlarını iyileştirmek için şu anda atabileceğimiz adımlar var.

Bu Kongre'ye hemen geçmeniz gereken bir plan gönderiyorum. Buna Amerikan İş Yasası deniyor. Bu yasada tartışmalı hiçbir şey olmamalıdır. Buradaki her şey, bu gece burada oturanlar da dahil olmak üzere hem Demokratlar hem de Cumhuriyetçiler tarafından desteklenen türden bir teklif. Ve bu faturadaki her şey ödenecek. Her şey. (Alkış.)

Amerikan İş Yasası'nın amacı basittir: daha fazla insanı işe geri döndürmek ve çalışanların cebine daha fazla para koymak. İnşaat işçileri için daha fazla iş, öğretmenler için daha fazla iş, gaziler için daha fazla iş ve uzun süreli işsizler için daha fazla iş yaratacaktır. (Alkışlar.) Sağlayacak -- yeni işçileri işe alan şirketler için bir vergi indirimi sağlayacak ve çalışan her Amerikalı ve her küçük işletme için bordro vergilerini yarıya indirecek. (Alkışlar.) Durmuş bir ekonomiyi sarsacak ve şirketlere yatırım yaparlarsa ve işe alırlarsa, ürünleri ve hizmetleri için müşteriler olacağına dair güven verecek. Bu iş planını hemen geçmelisiniz. (Alkış.)

Buradaki herkes, küçük işletmelerin çoğu yeni işin başladığı yer olduğunu bilir. Ve biliyorsunuz ki, kurumsal karlar kükreyen geri gelirken, daha küçük şirketler gelmedi. Bu nedenle, "iş yaratıcıları" için hayatı kolaylaştırmaktan bu kadar tutkuyla bahseden herkes için bu plan tam size göre. (Alkış.)

Bu iş yasasını geçirin -- bu iş yasasını geçirin ve yarından itibaren küçük işletmeler yeni işçileri işe alırlarsa veya işçi ücretlerini yükseltirlerse vergi indirimi alacaklar. Bu iş faturasını geçirin ve tüm küçük işletme sahipleri, bordro vergilerinin gelecek yıl yarıya indirildiğini de görecekler. (Alkışlar.) 50 çalışanınız varsa -- ortalama maaş alan 50 çalışanınız varsa, bu 80.000 dolarlık bir vergi indirimi demektir. Ve tüm işletmeler 2012'de yaptıkları yatırımları silmeye devam edebilecekler.

Bu tür bir teklifi destekleyenler sadece Demokratlar değil. Elli Meclis Cumhuriyetçileri, bu plandaki aynı bordro vergi indirimini önerdi. Hemen geçmelisin. (Alkış.)

Bu iş yasasını geçirin ve insanları Amerika'yı yeniden inşa etmeye koyabiliriz. Buradaki herkes, ülkenin her yerinde kötü bir şekilde çürüyen yollarımız ve köprülerimiz olduğunu biliyor. Karayollarımız trafikten tıkandı. Gökyüzümüz dünyanın en sıkışık olanıdır. Bu bir öfke.

Birinci sınıf bir ulaşım sistemi inşa etmek, bizi ekonomik bir süper güç yapan şeyin bir parçasıdır. Şimdi de arkamıza yaslanıp Çin'in daha yeni havaalanları ve daha hızlı demiryolları inşa etmesini mi izleyeceğiz? Milyonlarca işsiz inşaat işçisinin bunları Amerika'da inşa edebileceği bir zamanda mı? (Alkış.)

Amerika'nın her yerinde işe başlamayı bekleyen özel inşaat şirketleri var. Ohio ve Kentucky arasında, Kuzey Amerika'nın en işlek kamyon yollarından birinde bulunan ve onarılması gereken bir köprü var. Houston'da, ülkedeki en kötü trafik alanlarından birinin temizlenmesine yardımcı olacak bir toplu taşıma projesi. Ve bu ülkede umutsuzca yenilenmesi gereken okullar var. Çocuklarımızın kelimenin tam anlamıyla dağılan yerlerde ellerinden gelenin en iyisini yapmalarını nasıl bekleyebiliriz? Bu Amerika. Her çocuk harika bir okulu hak eder -- ve şimdi harekete geçersek bunu onlara verebiliriz. (Alkış.)

Amerikan İş Yasası, en az 35.000 okulu onaracak ve modernize edecek. İnsanları şu anda çatıları ve pencereleri tamir etmeye, bu ülkenin dört bir yanındaki sınıflara bilim laboratuvarları ve yüksek hızlı internet kurmaya sevk edecek. Hacizlerden en çok etkilenen topluluklardaki evleri ve işletmeleri rehabilite edecek. Ülke çapında binlerce ulaşım projesini hızlandıracak. Ve paranın gerektiği gibi harcandığından emin olmak için, halihazırda uyguladığımız reformların üzerine inşa ediyoruz. Daha fazla işaret yok. Artık boondoggle yok. Artık hiçbir yere köprü yok. Bu projelerden bazılarının mümkün olduğunca çabuk başlamasını engelleyen bürokrasiyi kesiyoruz. Ve özel dolarları çekmek ve iki kritere göre kredi vermek için bağımsız bir fon kuracağız: bir inşaat projesine ne kadar ihtiyaç duyulduğu ve ekonomi için ne kadar iyi olacağı. (Alkış.)

Bu fikir, bir Teksas Cumhuriyetçisi ve bir Massachusetts Demokratı tarafından yazılan bir yasa tasarısından geldi. İnşaatta büyük bir artış fikri, Amerika'nın en büyük iş örgütü ve Amerika'nın en büyük işçi örgütü tarafından destekleniyor. Geçmişte Demokratlar ve Cumhuriyetçiler tarafından desteklenen türden bir teklif. (Alkış.)

Bu iş faturasını geçin ve her eyalette binlerce öğretmen işe geri dönecek. Bunlar, çocuklarımızı rekabetin hiç bu kadar zor olmadığı bir dünyaya hazırlamakla görevli erkekler ve kadınlar. Ama Güney Kore gibi yerlerde öğretmenleri eklerken, biz onları akın akın işten çıkarıyoruz. Çocuklarımıza haksızlık. Onların ve bizim geleceğimizi baltalıyor. Ve durması gerekiyor. Bu tasarıyı geçirin ve öğretmenlerimizi ait oldukları sınıfa geri koyun. (Alkış.)

Bu iş faturasını geçin ve şirketler Amerika'nın gazilerini işe alırlarsa ekstra vergi kredisi alacaklar. Bu erkek ve kadınlardan kariyerlerini bırakmalarını, ailelerini terk etmelerini, ülkemiz için savaşmak için hayatlarını riske atmalarını istiyoruz. Yapmaları gereken son şey, eve geldiklerinde bir iş için savaşmaktır. (Alkış.)

Bu tasarıyı geçirirseniz, yüz binlerce dezavantajlı genç, gelecek yıl bir yaz işinin umuduna ve onuruna sahip olacak. Ve onların ebeveynleri -- (alkışlar) -- onların ebeveynleri, umutsuzca çalışmak isteyen düşük gelirli Amerikalılar, yoksulluktan daha fazla merdivene sahip olacaklar.

Bu iş faturasını geçin ve şirketler, iş aramak için altı aydan fazla zaman harcayan birini işe alırlarsa 4.000 $ vergi kredisi alacaklar. (Alkışlar.) Uzun süreli işsizlere iş aramalarında yardımcı olmak için daha fazlasını yapmalıyız. Bu iş planı, Gürcistan'da birçok Cumhuriyetçi liderin vurguladığı, işsizlik sigortası alan kişilerin kalıcı bir iş ararken becerilerini geliştirmenin bir yolu olarak geçici işlere katıldıkları bir programa dayanıyor. Plan ayrıca işsizlik sigortasını bir yıl daha uzatıyor. (Alkışlar.) Milyonlarca işsiz Amerikalı bu sigortayı almayı bırakırsa ve bu parayı temel ihtiyaçlar için kullanmayı bırakırsa, bu ekonomiye yıkıcı bir darbe olur. Bu odadaki Demokratlar ve Cumhuriyetçiler geçmişte birçok kez işsizlik sigortasına destek verdiler. Ve bu uzun süreli sıkıntı zamanında, tekrar geçmelisiniz -- hemen. (Alkış.)

Bu iş faturasını geçin ve tipik çalışan aile gelecek yıl 1.500 dolarlık vergi indirimi alacak. Cebinizden çıkacak bin beş yüz dolar cebinize girecek. Bu, Demokratların ve Cumhuriyetçilerin bu yıl için zaten geçtikleri vergi indirimini genişletiyor. Bu vergi indiriminin süresinin dolmasına izin verirsek -- harekete geçmeyi reddedersek -- orta sınıf aileleri olabilecek en kötü zamanda bir vergi artışıyla karşılaşacaklar. Bunun olmasına izin veremeyiz. Bazılarınızın, yaşadığınız sürece hiç kimseden vergi almayacağına yemin ettiğinizi biliyorum. Şimdi bir istisna oluşturmanın ve orta sınıf vergilerini artırmanın zamanı değil, bu yüzden bu tasarıyı hemen geçirmelisiniz. (Alkış.)

Bu Amerikan İş Yasasıdır. İnşaat işçileri, öğretmenler, gaziler, ilk müdahale ekipleri, gençler ve uzun süreli işsizler için yeni işlere yol açacaktır. Yeni işçi çalıştıran şirketlere vergi kredisi, küçük işletme sahiplerine vergi indirimi ve orta sınıf için vergi indirimleri sağlayacak. Ve Amerikan halkının bilmesini istediğim bir diğer şey de şu: Amerikan İş Yasası açığı artırmayacak. Bunun için ödenecektir. Ve işte nasıl. (Alkış.)

Temmuz ayında imzaladığımız anlaşma, önümüzdeki 10 yıl içinde hükümet harcamalarını yaklaşık 1 trilyon dolar azaltacak. Ayrıca bu Kongre'den Noel'e kadar 1,5 trilyon dolarlık ek bir tasarruf sağlamasını talep ediyor. Bu gece sizden bu miktarı Amerikan İş Yasası'nın tüm maliyetini karşılayacak şekilde artırmanızı istiyorum. Ve Pazartesi'den bir hafta sonra, daha iddialı bir bütçe açığı planı yayınlayacağım -- sadece bu iş faturasının maliyetini karşılamakla kalmayacak, aynı zamanda uzun vadede borcumuzu dengeleyecek bir plan. (Alkış.)

Bu yaklaşım temelde aylardır savunduğum yaklaşımdır. Halihazırda imzalamış olduğum trilyon dolarlık harcama kesintilerine ek olarak, ek harcama kesintileri yaparak, Medicare ve Medicaid gibi sağlık programlarında mütevazı ayarlamalar yaparak ve vergilerimizi reforme ederek açığı azaltacak dengeli bir plan. en zengin Amerikalılardan ve en büyük şirketlerden adil paylarını ödemelerini isteyecek şekilde kodlayın. (Alkışlar.) Dahası, harcama kesintileri o kadar ani bir şekilde gerçekleşmeyecek ki, ekonomimizi sürükleyecek veya küçük işletmelerin ve orta sınıf ailelerin hemen ayağa kalkmalarına yardımcı olmamızı engellemeyecekti.

Şimdi, partimde Medicare ve Medicaid'de herhangi bir değişiklik yapmamamız gerektiğini düşünenler olduğunu anlıyorum ve onların endişelerini anlıyorum. Ama gerçek şu ki: Milyonlarca Amerikalı emekliliklerinde Medicare'e güveniyor. Ve gelecekte milyonlarcası bunu yapacak. Bu ödeneği çalıştıkları yıllarda ödüyorlar. Onu kazanıyorlar. Ancak yaşlanan nüfus ve artan sağlık bakım maliyetleri ile programı sürdürmek için çok hızlı harcıyoruz. Mevcut yararlanıcıları korurken sistemi kademeli olarak reforme etmezsek, gelecekteki emeklilerin ihtiyacı olduğunda sistem orada olmayacak. Medicare'i güçlendirmek için reform yapmalıyız. (Alkış.)

Ben de -- ayrıca en şanslı ve bunu en iyi karşılayabilecek olanlardan vergi almamız gerektiğine inanmayan birçok Cumhuriyetçi olduğunun da gayet iyi farkındayım. Ancak her Amerikalı'nın bildiği şey şudur: Bu ülkedeki çoğu insan geçimini sağlamak için mücadele ederken, en varlıklı vatandaşlardan ve en kârlı şirketlerden birkaçı başka kimsenin alamadığı vergi indirimlerinden ve yasal boşluklardan yararlanıyor. Şu anda Warren Buffett sekreterinden daha düşük bir vergi oranı ödüyor - bizden düzeltmemizi istediği bir rezalet. (Gülüşmeler.) Herkesin adil bir şekilde sarsıldığı ve herkesin payına düşeni ödediği bir vergi kanununa ihtiyacımız var. (Alkışlar.) Bu arada, zengin Amerikalıların ve CEO'ların büyük çoğunluğunun, ekonominin büyümesine yardımcı olacak ve maliye evimizi düzene sokacaksa bunu yapmaya istekli olduğuna inanıyorum.

Ayrıca Washington'daki özel çıkar etkisinin bir anıtı olarak duran bir kurumlar vergisi kanununda reform yapmak için fikirler sunacağım. Sayfalarca boşlukları ve kesintileri ortadan kaldırarak, dünyadaki en yüksek kurumlar vergisi oranlarından birini düşürebiliriz. (Alkışlar.) Vergi kanunumuz, en iyi bağlantıları olan lobicileri karşılayabilecek şirketlere bir avantaj sağlamamalıdır. Burada, Amerika Birleşik Devletleri'nde yatırım yapan ve istihdam yaratan şirketlere bir avantaj sağlamalı. (Alkış.)

Böylece bu açığı azaltabilir, borcumuzu ödeyebilir ve süreç içinde bu iş planını ödeyebiliriz. Ancak bunu yapabilmek için önceliklerimizin ne olduğuna karar vermemiz gerekiyor. Kendimize şunu sormalıyız, “Ekonomiyi büyütmenin ve istihdam yaratmanın en iyi yolu nedir? ”

Petrol şirketleri için vergi boşlukları tutmalı mıyız? Yoksa bu parayı küçük işletme sahiplerine yeni işçileri işe aldıklarında vergi kredisi vermek için mi kullanmalıyız? Çünkü ikisini birden yapamıyoruz. Milyonerler ve milyarderler için vergi indirimleri yapmalı mıyız? Yoksa çocuklarımızın üniversiteye ve iyi işlere hazır olarak mezun olabilmeleri için öğretmenleri tekrar işe mi almalıyız? (Alkışlar.) Şu anda ikisini birden yapmaya gücümüz yetmez.

Bu siyasi bir gösteri değil. Bu sınıf savaşı değil. Bu basit bir matematik. (Gülüşmeler.) Bu basit bir matematik. Bunlar gerçek seçimlerdir. Bunlar yapmamız gereken gerçek seçimlerdir. Ve çoğu Amerikalının neyi seçeceğini bildiğimden oldukça eminim. Yakın bile değil. Ve geleceğimiz için doğru olanı yapmamızın zamanı geldi. (Alkış.)

Şimdi, Amerikan İş Yasası, acilen iş yaratma ihtiyacına cevap veriyor. Ama orada duramayız. Bu ofise aday olduğumdan beri tartıştığım gibi, acil krizin ötesine bakmalı ve geleceğe uzanan bir ekonomi inşa etmeye başlamalıyız - iyi para ödeyen ve güvenlik sunan iyi, orta sınıf işler yaratan bir ekonomi. Artık teknolojinin şirketlerin işlerini her yere götürmelerini mümkün kıldığı bir dünyada yaşıyoruz. Onların burada başlayıp burada kalmalarını ve burada işe almalarını istiyorsak, Dünya'daki diğer tüm ülkeleri geride bırakabilmemiz, daha fazla eğitim verebilmemiz ve inovasyon yapabilmemiz gerekir. (Alkış.)

Ve Amerika'yı uzun vadede daha rekabetçi hale getirme görevi, hepimizin işi. Devlet ve özel şirketler için. Eyaletler ve yerel topluluklar için - ve her Amerikan vatandaşı için. Hepimiz oyunumuzu geliştirmek zorunda kalacağız. Hepimiz iş yapma şeklimizi değiştirmek zorunda kalacağız.

Yönetimim, rekabet gücümüzü kendi başımıza geliştirmek için bazı adımlar atabilir ve atacaktır. Örneğin, federal hükümetle sözleşmesi olan küçük bir işletme sahibiyseniz, şu anda aldığınızdan çok daha hızlı ödeme almanızı sağlayacağız. (Alkışlar.) Ayrıca, hızla büyüyen çok sayıda yeni kurulan şirketin sermaye artırıp halka açılmasını engelleyen bürokrasiyi ortadan kaldırmayı planlıyoruz. Sorumlu ev sahiplerine yardımcı olmak için, daha fazla insanın ipoteklerini şu anda yüzde 4'e yakın olan faiz oranlarıyla yeniden finanse etmesine yardımcı olmak için federal konut kurumlarıyla birlikte çalışacağız. Bu bir adım -- (alkış) -- Bunun için olmanız gerektiğini biliyorum, çünkü bu bir ailenin cebine yılda 2.000 dolardan fazla para koyabilecek bir adım ve konuttaki düşüşün hala yükü altında olan bir ekonomiyi canlandırabilecek bir adım. Fiyat:% s.

Yani bazı şeyleri kendi başımıza yapabiliriz. Diğer adımlar kongre eylemi gerektirecektir. Bugün, eski patent sürecini hızlandıracak bir reformu geçtiniz, böylece girişimciler yeni bir fikri mümkün olan en kısa sürede yeni bir işe dönüştürebilir. İhtiyacımız olan bu tür bir eylem. Şimdi, Amerikan şirketlerinin ürünlerini Panama, Kolombiya ve Güney Kore'de satmalarını kolaylaştıracak ve aynı zamanda işleri küresel rekabetten etkilenen işçilere yardımcı olacak bir dizi ticaret anlaşmasının önünü açmanın zamanı geldi. (Alkışlar.) Amerikalılar Kias ve Hyundai satın alabiliyorsa, Güney Kore'de Ford, Chevy ve Chrysler kullanan insanları görmek istiyorum. (Alkışlar.) Üç gururlu kelimeyle damgalanmış dünya çapında satılan daha fazla ürün görmek istiyorum: “Made in America. "Yapmamız gereken şey bu. (Alkış.)

Ve rekabet gücünü güçlendirmeye yönelik tüm çabalarımızda, Amerika'nın işletmeleriyle yan yana çalışmanın yollarını aramamız gerekiyor. Bu nedenle, şirketlerin büyümesine ve istihdam yaratmasına yardımcı olmak için çok çeşitli yeni fikirler geliştiren farklı sektörlerden liderlerden oluşan bir İşler Konseyi'ni bir araya getirdim.

Şimdiden, şirket stajları ve eğitimleri sağlayarak iş liderlerini yılda 10.000 Amerikalı mühendis yetiştirmek için harekete geçirdik. Diğer işletmeler, topluluk kolejlerinde yeni beceriler öğrenen işçiler için öğrenim ücretini karşılamaktadır. Ve yeni nesil üretimin Çin veya Avrupa'da değil, tam burada, Amerika Birleşik Devletleri'nde kök salmasını sağlayacağız. (Alkışlar) Doğru teşvikleri, doğru desteği sağlarsak -- ve ticaret ortaklarımızın kurallara göre oynamasını sağlarsak -- yakıt tasarruflu arabalardan gelişmiş biyoyakıtlara ve sattığımız yarı iletkenlere kadar her şeyi yapan biz olabiliriz. tüm dünyada. Amerika bu şekilde yeniden bir numara olabilir. Ve bu şekilde Amerika yeniden bir numara olacak. (Alkış.)

Şimdi, bazılarınızın ekonomiyi nasıl büyüteceğiniz konusunda farklı bir teoriniz olduğunu anlıyorum. Bazılarınız, ekonomik zorluklarımızın tek çözümünün, hükümet harcamalarının çoğunu kesmek ve hükümet düzenlemelerinin çoğunu ortadan kaldırmak olduğuna içtenlikle inanıyor. (Alkış.)

Pekala, savurgan harcamaları karşılayamayacağımıza katılıyorum ve bunun kökünü kazımak için sizinle, Kongre ile birlikte çalışacağım. Ve en az karşılayabilecekleri bir zamanda işletmelere gereksiz bir yük getiren bazı kurallar ve düzenlemeler olduğuna katılıyorum. (Alkışlar.) Bu yüzden tüm hükümet düzenlemelerinin gözden geçirilmesini emrettim. Şimdiye kadar, önümüzdeki birkaç yıl içinde milyarlarca dolar tasarruf sağlayacak 500'den fazla reform belirledik. (Alkışlar.) Amerikan halkının sağlık, güvenlik ve emniyetinin gerektirdiğinden daha fazla düzenlemeye sahip olmamalıyız. Her kural bu sağduyu testini karşılamalıdır. (Alkış.)

Ama yapamadığımız şey -- yapmayacağım şey -- bu ekonomik krizin Amerikalıların on yıllardır güvendiği temel korumaları ortadan kaldırmak için bir bahane olarak kullanılmasına izin vermek. (Alkışlar.) İnsanlardan işleri ve güvenlikleri arasında seçim yapmalarını istememiz gerektiği fikrini reddediyorum. Ekonominin büyümesi için, kredi kartı şirketlerinin gizli ücretlerini yasaklayan korumaları veya çocuklarımızın cıvaya maruz kalmasını engelleyen kuralları veya sağlık sigortası endüstrisinin hastaları eksiltmesini engelleyen yasaları geri almamız gerektiğini söyleyen argümanı reddediyorum. . Küresel bir ekonomide rekabet edebilmek için toplu pazarlık haklarını elimizden almamız gerektiği fikrini reddediyorum. (Alkışlar.) En ucuz işçiliği ve en kötü kirlilik standartlarını sunmaya çalıştığımız dibe doğru bir yarışta olmamalıyız. Amerika zirve yarışında olmalı. Ve bu yarışı kazanabileceğimize inanıyorum. (Alkış.)

Aslında, refahı yeniden sağlamak için yapabileceğimiz tek şeyin hükümeti dağıtmak, herkesin parasını iade etmek ve herkesin kendi kurallarını yazmasına ve herkese kendi başına olduğunu söylemesine izin vermek olan bu daha büyük kavram - biz bu değiliz. Amerika'nın hikayesi bu değil.

Evet, bizler katı bireyciyiz. Evet, güçlüyüz ve kendimize güveniyoruz. Ve bu ekonomiyi dünyanın lokomotifi ve kıskançlığı yapan da işçilerimizin ve girişimcilerimizin itici gücü ve inisiyatifi olmuştur.

Ancak tarihimiz boyunca her zaman başka bir iplik vardı - hepimizin birbirimize bağlı olduğumuza ve bir ulus olarak ancak birlikte yapabileceğimiz bazı şeyler olduğuna dair bir inanç.

Hepimiz, Birliğimizi kurtaran lider olarak Abraham Lincoln'ü hatırlıyoruz. Cumhuriyet Halk Partisi'nin kurucusu. Ama bir iç savaşın ortasında, aynı zamanda geleceğe bakan bir liderdi -- Kıtalararası Demiryolunu inşa etmek için hükümeti harekete geçiren bir Cumhuriyetçi Başkan -- (alkış) -- Ulusal Bilimler Akademisi'ni kurdu, ilkini kurdu arazi hibe kolejleri. (Alkışlar.) Ve her iki partinin liderleri de onun oluşturduğu örneği izledi.

Kendinize sorun - burada bizden önce oturanlar otoyollarımızı, köprülerimizi, barajlarımızı, havaalanlarımızı inşa etmemeye karar verseler şu anda nerede olurduk? Devlet liselerine, araştırma üniversitelerine veya toplum kolejlerine para harcamamayı seçseydik bu ülke nasıl olurdu? Büyükbabam da dahil olmak üzere milyonlarca geri dönen kahraman, G. I. Bill sayesinde okula gitme fırsatı buldu. Bu şansları olmasaydı nerede olurduk? (Alkış.)

Geçmiş Kongreler internete ve bilgisayar çipine yol açan temel araştırmaları desteklememeye karar verseydi, bize kaç işe mal olurdu? Bu meclis, hükümetin neler yapabileceği veya yapamayacağı konusundaki katı bir fikri ihlal ettiği için Sosyal Güvenlik veya Medicare'i reddetmiş olsaydı, bu nasıl bir ülke olurdu? (Alkışlar.) Sonuç olarak kaç Amerikalı acı çekecekti?

Amerika'yı tek başına kimse inşa etmedi. Birlikte inşa ettik. Biz, Tanrı'nın altında, bölünmez, herkes için özgürlük ve adaletle tek bir ulus olduk ve her zaman öyle kalacağız; kendimize ve birbirimize karşı sorumlulukları olan bir ulus. Ve Kongre üyeleri, sorumluluklarımızı yerine getirmenin zamanı geldi. (Alkış.)

Bu gece ortaya koyduğum her teklif, geçmişte Demokratlar ve Cumhuriyetçiler tarafından desteklenen türdendir. Bu gece sunduğum her teklifin karşılığı ödenecek. Ve her teklif, insanlarımızın ve topluluklarımızın acil ihtiyaçlarını karşılamak için tasarlanmıştır.

Şimdi, o andaki siyasetin bu iş planını veya herhangi bir iş planını geçmemize izin verip vermeyeceği konusunda çok fazla şüphecilik olduğunu biliyorum. Zaten, aynı eski basın bültenlerini ve tweet'lerin bir ileri bir geri uçtuğunu görüyoruz. Zaten medya, farklılıklarımızı kapatmanın imkansız olduğunu ilan etti. Ve belki bazılarınız bu farklılıkların o kadar büyük olduğuna karar verdi ki, bunları ancak sandıkta çözebiliriz.

Ama şunu bilin: Bir sonraki seçime 14 ay kaldı. Ve bizi buraya gönderenlerin -- onlar için çalışmamız için bizi tutanların -- 14 ay bekleme lüksleri yok. (Alkışlar.) Bazıları haftadan haftaya, maaştan maaşa, hatta günden güne yaşıyor. Yardıma ihtiyaçları var ve şimdi buna ihtiyaçları var.

Bu planın tüm sorunlarımızı çözeceğini iddia etmiyorum. Önerdiğimiz son eylem planı olmamalı ve olmayacak. Bu krizin başlangıcından beri bize rehberlik eden şey gümüş kurşun arayışı olmadı. Hangi taraf gelirse gelsin, işe yarayan her yeni fikri denemeye ve her iyi teklifi dinlemeye devam etmek - ısrarcı olmak - bir taahhüt oldu.

Geçmişte sahip olduğumuz argümanlar ne olursa olsun, gelecekte sahip olacağımız argümanlar ne olursa olsun, şu anda yapılması gereken doğru şey bu plan. Onu geçmelisiniz. (Alkışlar.) Ve bu mesajı bu ülkenin her köşesine götürmek niyetindeyim. (Alkışlar.) Ve soruyorum -- sesini yükseltmeyi kabul eden her Amerikalıya soruyorum: Bu gece burada toplanan insanlara hemen harekete geçmek istediğinizi söyleyin. Washington'a hiçbir şey yapmamanın bir seçenek olmadığını söyle. Tek millet ve tek halk olarak hareket edersek, bu zorluğun üstesinden gelmenin bizim elimizde olduğunu hatırlatın.

Başkan Kennedy bir keresinde, "Sorunlarımız insan yapımıdır - bu nedenle insanlar tarafından çözülebilirler. Ve insan istediği kadar büyük olabilir. ”

Ülkemiz için zor yıllar. Ama biz Amerikalıyız. Yaşadığımız zamanlardan daha sertiz ve politikamızdan daha büyüğüz. O halde anı tanıyalım. Haydi işe koyulalım ve dünyaya Amerika Birleşik Devletleri'nin neden dünyadaki en büyük ulus olarak kaldığını bir kez daha gösterelim. (Alkış.)

Çok teşekkürler. Tanrı sizi korusun ve Tanrı Amerika Birleşik Devletleri'ni korusun. (Alkış.)

SON 7:43 S. EDT


İşte Biden'ın Konuşmasından Kongreye Önemli Dakikalar

Başkan Joe Biden, Çarşamba günü ortak bir Kongre oturumunda ilk konuşmasını yaptı ve ilk 100 gününün başarılarını ve gelecekteki hedeflere ulaşmak için önerilerini vurguladı.

Başkanın görevdeki ilk 100 günü, koronavirüs pandemisinden iklim değişikliğine, ırksal adaletsizliğe ve toparlanan ekonomiye kadar her açıdan gelen krizlerle işaretlendi. Biden, milletvekilleriyle şimdiye kadar krizleri nasıl yönettiğini ve Kongre'nin kendisine neyi başarmasına yardımcı olmasını istediğini anlattı.

Biden, "Ulusa rapor verebilirim: Amerika yeniden harekete geçti" dedi. “Tehlikeyi olasılığa dönüştürmek. Kriz fırsata dönüşüyor. Güçte gerileme.”

İşte Biden'ın konuşmasından önemli anlardan bazıları:

Harris ve Pelosi Tarih Yazıyor

Çarşamba, ilk kez iki kadın, başkan yardımcısı ve Meclis başkanı, ortak bir Kongre oturumunda yaptığı konuşmada başkanın arkasındaki sahneyi paylaştı.

Nancy Pelosi (D-Calif.), 2007'de Meclis başkanı olarak yemin eden ilk kadın olarak zaten tarih yazmıştı. Biden'ın başkanlığı sırasında Harris, başkan yardımcısı olan ilk siyahi Amerikalı ve Kızılderili Amerikalı oldu.

Biden kadınları işaret ederek, "Sayın Başkan, Bayan Başkan Yardımcısı," dedi. "Hiçbir başkan bu kürsüden bu sözleri söylemedi ve zamanı geldi."

Bir başkanın Kongre'ye hitabı sırasında, başkan yardımcısı ve Meclis sözcüsünün onun arkasında oturması adettendir. Pelosi daha önce bu koltuğu konuşmacı olarak almış olsa da, şimdi Kamala Harris başkan yardımcısı olduğu için, ilk kez bir başkana iki kadın tarafından Meclis kürsüsüne katıldı.

Zenginlerin Vergilerini Arttırarak Eğitimi Finanse Etmeyi Önermek

Biden, önümüzdeki on yıl içinde ülkenin eğitim sistemine 1.8 trilyon dolar harcama önerisini içeren Amerikan Aile Planını resmen tanıttı.

Başkana göre, plan Amerikan ailelerinin karşı karşıya olduğu dört büyük zorluğu ele alıyor: iyi bir eğitime erişim, uygun fiyatlı çocuk bakımına erişim, ücretli aile ve tıbbi izin ve orta sınıf için vergi kredileri.

Biden, planı ödemenin bir yolu olarak en zengin Amerikalılardan bazıları için bir dizi vergi zammı önerdiğinden, teklifin önünde belirsiz bir siyasi yol var.

“Kurumlar vergilerinde reform yapacağız, böylece adil paylarını ödeyecekler - ve işletmelerinin yararlanacağı kamu yatırımlarının ödenmesine yardımcı olacağız. Ve serveti değil çalışmayı ödüllendireceğiz” dedi ve 400.000 dolar veya daha fazla kazananların vergi oranlarının %39.6'ya geri döneceğini de sözlerine ekledi.

İlaç Fiyatlandırma Mevzuatı Çağrısı

Biden, Kongre'den bu yıl federal hükümete reçeteli ilaç fiyatlarını müzakere etme yetkisi verecek yasayı geçirmesini istedi.

Reçeteli ilaçlar hakkında “Hepimiz ne kadar aşırı pahalı olduklarını biliyoruz” dedi. "Aslında, dünyadaki en yüksek reçeteli ilaç fiyatlarını burada Amerika'da ödüyoruz - diğer ülkelerin neredeyse üç katı. Bunu değiştirebiliriz.”

Başkan konuşması sırasında, Medicare'e ilaç maliyetlerini düşürmek için müzakere ederek “yüz milyarlarca dolar” tasarruf etme gücü vermekten ve tasarruf edilen paranın vergi mükelleflerine daha fazla maliyet getirmeden Uygun Bakım Yasasını güçlendirmesinden bahsetti.

Yemekten Hükümlülere Açılan Gıda Faydaları

Biden'ın Amerikan Aileleri Planı'nın bir parçası, uyuşturucu suçlarından hüküm giymiş kişilerin federal hükümetin mevcut güvenlik ağına erişimini biraz iyileştiren bir hüküm içeriyor.

"Bu krizin belirleyici görüntülerinden biri, kilometrelerce kuyrukta bekleyen arabaların bagaja bir kutu yiyecek koymasıydı. Bunu Amerika'da göreceğini hiç düşündün mü?" dedi. "Amerikan Kurtarma Planı'nın açlıkla karşı karşıya olan milyonlarca Amerikalıya gıda ve beslenme yardımı sağlamasının nedeni bu - ve açlık şimdiden keskin bir şekilde azaldı."

1996 refah reformu yasası, ağır uyuşturucu mahkumiyeti olan kişilerin, cezalarını tamamlamış ve topluma yeniden giriyor olsalar bile, federal refah veya gıda yardımı almalarını yasakladı. Başkanın önerisi, federal hükümetin en büyük yoksullukla mücadele programlarından biri olan ve gıda pulları olarak bilinen Ek Beslenme Yardımı Programı da dahil olmak üzere beslenme yardımı için ağır ceza kısıtlamasını kaldıracak.

Kongreden Polis Reformunu Geçirmesini Talep Etme

Biden, geçen yıl Minneapolis'te bir polis memuru tarafından öldürülen George Floyd adına polis reformu yasasını geçirmesi için Kongre'ye baskı yaparak Amerikalıları "sistemik ırkçılığın kökünü kazımaya" çağırdı.

“Hepimiz Siyah Amerika'nın boynunda adaletsizliğin dizini gördük. Şimdi gerçek bir ilerleme kaydetme fırsatımız var” dedi.

Biden, Demokratların liderliğindeki Meclis'in bu yılın başlarında kabul ettiği George Floyd Polislik Yasası'nı önümüzdeki ay Kongre'den geçirmesini istediğini söyledi. Tasarı, polis boğazlarını ve vuruntusuz emirleri yasaklayacak, polis karşılaşmaları hakkında veri toplanmasını gerektirecek ve polis memurları için nitelikli dokunulmazlığı sona erdirecek.


Harris ve Pelosi, Biden'ın Kongre'ye ortak konuşmasında, cumhurbaşkanının 'zamanı geldi' dediği için tarih yazıyor

Joe Biden'ın Kongre'deki ortak konuşmasından önce, Kamala Harris, etkinliğin belirli bir ayrıntısının önemi sorulduğunda, tek kelimelik muhteşem bir yanıt verdi.

ABD Kongre Binası'nın koridorlarından geçerken, başkan yardımcısına Meclis kürsüsünde başkanın arkasında oturan iki kadının olmasının tarihi önemi soruldu.

Basitçe cevap verdi: "Normal."

Bayan Harris'in ilk kadın başkan yardımcısı ve Nancy Pelosi'nin Temsilciler Meclisi Başkanı olmasıyla, ilk kez iki kadın, Kongre'ye hitap ederken oturan bir başkanın arkasında göründü.

Bayan Harris'in keskin yanıtı Twitter'da coşkuyla karşılandı ve kullanıcılar "doğru cevap", "Evet! Normal. Sevin” ve “patron gibi”.

Tavsiye edilen

Başkan sözlerine başlarken selam verdi: "Sayın Başkan, Sayın Başkan Yardımcısı."

"Hiçbir başkan bu kürsüden bu sözleri söylemedi, hiçbir başkan bu sözleri söylemedi. Ve zamanı geldi."

Bayan Harris'e konuşmasının bir kopyasını verirken, "Bunu yapmak için uzun zamandır bekliyordum" dedi.

Eski Trump Beyaz Saray iletişim direktörü Alyssa Farah tweet attı: "Politikanın %99'unda onlarla aynı fikirde değilim, ama dostum, 2 kadını görmek oldukça güzel: Başkan ve Başkan Yardımcısı, ilk kez Kongre'nin ortak oturumuna başkanlık ediyor. Tarih."

Washington temsilcisi Pramila Jayapal, Kongre'nin önünde duran iki kadının bir fotoğrafını tweetledi ve tweetledi: "Madam Başkan Yardımcısı Kamala Devi Harris!"

Takip ederek şunları yazdı: “Arkasında iki güçlü kadın olan bir Başkanın Başkan Yardımcısı ve Meclis Başkanı olduğunu görmek inanılmaz.”

Bu, Bayan Harris'in Kongre'ye hitaben başkanın arkasında ilk kez oturması, ancak Bayan Pelosi birçok kez aynı koltuğa oturdu ve Bay Biden dördüncü başkanı oldu.

Pelosi, konuşmacı olarak iki görevi boyunca, George W Bush, Barack Obama ve Donald Trump'ın başkanları altında Meclis'e de başkanlık etti.

During Mr Trump’s final state of the union speech in 2020, she memorably ripped up her copy of the president’s remarks after he finished delivering them.


President franklin d. roosevelt, joint address to congress, december 8, 1941 to what significant event did roosevelt refer in this excerpt? Ö a. britain's and france's declarations of war Ö B. u-boat attacks on an american destroyer Ö C. japan's attack on pearl harbor Ö NS. germany's invasion of poland

The answer is C. I thought it was D at first, but I got it incorrect so I hope C helps you!

A: The battle of Midway is noteworthy because it was the first naval battle in which neither side was within sight of the other according to Trisha Gomez.

Plagiarizing is the process of copying words from another source without the rightful credit. It could also mean copying someone's works without due permission and using it as one's own work.

In the given passage about the Battle of Midway, Tricia Gomez wrote about the battle and how it was one of the very first naval battles that involve neither parties to be within sight of each other. And in order to avoid plagiarized work, the summarized version of the passage including the words "according to Tricia Gomez" allows for a valid answer when rewritten again.


President Woodrow Wilson’s Joint Address to Congress

“It is a distressing and oppressive duty, Gentlemen of the Congress, which I have performed in thus addressing you. There are, it may be many months of fiery trial and sacrifice ahead of us. It is a fearful thing to lead this great peaceful people into war, into the most terrible and disastrous of all wars, civilization itself seeming to be in the balance.

“But the right is more precious than peace, and we shall fight for the things which we have always carried nearest our hearts, for democracy, for the right of those who submit to authority to have a voice in their own Governments, for the rights and liberties of small nations, for a universal dominion of right by such a concert of free peoples as shall bring peace and safety to all nations and make the world itself at last free. To such a task we can dedicate our Eves and our fortunes, every thing that we are and everything that we have, with the pride of those who know that the day has come when America is privileged to spend her blood and her might for the principles that gave her birth and happiness and the peace which she has treasured. God helping her, she can do no other.”


Joint Address to Congress Leading to a Declaration of War Against Japan (1941)

Mr. Vice President, and Mr. Speaker, and Members of the Senate and House of Representatives:

Yesterday, December 7, 1941—a date which will live in infamy—the United States of America was suddenly and deliberately attacked by naval and air forces of the Empire of Japan.

The United States was at peace with that Nation and, at the solicitation of Japan, was still in conversation with its Government and its Emperor looking toward the maintenance of peace in the Pacific. Indeed, one hour after Japanese air squadrons had commenced bombing in the American Island of Oahu, the Japanese Ambassador to the United States and his colleague delivered to our Secretary of State a formal reply to a recent American message. And while this reply stated that it seemed useless to continue the existing diplomatic negotiations, it contained no threat or hint of war or of armed attack.

It will be recorded that the distance of Hawaii from Japan makes it obvious that the attack was deliberately planned many days or even weeks ago. During the intervening time the Japanese Government has deliberately sought to deceive the United States by false statements and expressions of hope for continued peace.

The attack yesterday on the Hawaiian Islands has caused severe damage to American naval and military forces. I regret to tell you that very many American lives have been lost. In addition American ships have been reported torpedoed on the high seas between San Francisco and Honolulu.

Yesterday the Japanese Government also launched an attack against Malaya.
Last night Japanese forces attacked Hong Kong.
Last night Japanese forces attacked Guam.
Last night Japanese forces attacked the Philippine Islands.
Last night the Japanese attacked Wake Island. And this morning the Japanese attacked Midway Island.

Japan has, therefore, undertaken a surprise offensive extending throughout the Pacific area. The facts of yesterday and today speak for themselves. The people of the United States have already formed their opinions and well understand the implications to the very life and safety of our Nation.

As Commander in Chief of the Army and Navy I have directed that all measures be taken for our defense.

But always will our whole Nation remember the character of the onslaught against us.

No matter how long it may take us to overcome this premeditated invasion, the American people in their righteous might will win through to absolute victory. I believe that I interpret the will of the Congress and of the people when I assert that we will not only defend ourselves to the uttermost but will make it very certain that this form of treachery shall never again endanger us.

Hostilities exist. There is no blinking at the fact that our people, our territory, and our interests are in grave danger.

With confidence in our armed forces—with the unbounding determination of our people—we will gain the inevitable triumph- so help us God.

I ask that the Congress declare that since the unprovoked and dastardly attack by Japan on Sunday, December 7, 1941, a state of war has existed between the United States and the Japanese Empire.


The Annual Message and the State of the Union Address

The Constitution states that the President will “give to the Congress Information of the State of the Union, and recommend to their Consideration such Measures as he shall judge necessary and expedient” (Article II, section 3). For the first decade of the national government Presidents appeared in person before a Joint Session of Congress to deliver their annual messages. Beginning with Thomas Jefferson in 1801, Presidents sent the Annual Message in writing to be read by House clerks and Senate secretaries respectively. In 1913, President Woodrow Wilson resurrected delivering the Annual Message in person to a Joint Session of Congress. Beginning with the 80th Congress (1949–1951) the appearance of the President to deliver the Annual Message has been termed the “State of the Union Address.”


Past Presidents Made History In First Address To Congress

President Kennedy addresses a joint session of Congress on Jan. 30, 1961.

When new presidents address Congress for the first time, they can scarcely be said to be making a first impression. In recent years, even the youngest presidents have become familiar to everyone in the country via their careers, their campaigns and the constant attention of the media.

Yet there remains a special quality to the moment when a new president first enters the House chamber, shaking hands and making his way to the speaker's rostrum, turning finally to look out at the leading figures of the entire federal power structure — all in one place and staring back at him.

So it was for a 47-year-old former first term senator from Illinois named Barack Obama, who just eight years ago this week gave his first address. He would make no mention of being the first African-American president, but rather focused from the outset on a national economy in free fall.

"The impact of this recession is real and it is everywhere," Obama said. "But while our economy may be weakened and our confidence shaken, though we are living through difficult and uncertain times, tonight I want every American to know this: We will rebuild, we will recover and the United States of America will emerge stronger than before."

Analysis

Trump Takes His Vision To Congress, The Country And An Audience For The Ages

There was in these remarks a distant echo of John F. Kennedy's first address to Congress in January 1961. Just 43 at the time, Kennedy too had been elevated from the middle-ranks of the Senate in part by economic anxiety. And he said as much to Congress the first chance he got.

"The present state of our economy is disturbing," Kennedy intoned. "We take office in the wake of seven months of recession, three and one-half years of slack, seven years of diminished economic growth, and nine years of falling farm income .

"Life in 1961 will not be easy. Wishing it, predicting it, even asking for it, will not make it so. There will be further setbacks before the tide is turned. But turn it we must."

Kennedy and Obama both gave other speeches that were more famous. But as freshly inaugurated presidents they both got down to business with Congress, setting a marker for the programs they would pursue.

So too in his own way did George W. Bush when he stood before a joint session for the first time on Feb. 27, 2001. Like his father George H.W. Bush, the second president Bush came to office in good economic times, with the federal budget projected to be in surplus and no thought yet of wars in Afghanistan and Iraq.

President Bush delivers his first address to a joint session of Congress on Feb. 27, 2001. Doug Mills/AFP/Getty Images başlığı gizle

President Bush delivers his first address to a joint session of Congress on Feb. 27, 2001.

Doug Mills/AFP/Getty Images

"Our generation must show courage in a time of blessing as our nation has always shown in times of crisis," Bush said. "And our courage, issue by issue, can gather to greatness and serve our country. This is the privilege and responsibility we share. And if we work together, we can prove that public service is noble."

Bush was not known as a compelling speaker, and the audience for his first address to Congress was about 40 million viewers, down sharply from the 67 million who tuned in for Bill Clinton's first address in 1993. (A record for President Trump to shoot for.)

Whether Clinton drew that size crowd for his speaking appeal or roguish reputation may be hard to discern, but he had his sense of humor. His first sentence was "it is nice to have a fresh excuse for giving a long speech."

Clinton offered a preview of two of the major issues of his first term. He spoke of ending "welfare as we know it" and also of tackling the costs and gaps in the health care system.

"Our families will never be secure, our businesses will never be strong, and our government will never again be fully solvent until we tackle the health care crisis."

Twelve years earlier, Ronald Reagan had wowed both the chamber and the national TV audience with his first address to a joint session. It was February of 1981, just four weeks after he took the oath for his first term, and he was pitching the economic program that became his hallmark.

It included deep cuts to taxes and spending. It was a major departure from the New Deal consensus of the previous half-century, but Reagan got a warm partisan reception — including at an unexpected point late in his speech. Ever confident onstage, the former actor quipped "I should have arranged to quit right there."

Another kind of crisis afflicted Gerald Ford in 1974 when he first addressed a joint session in August of 1974. It was just three days after Richard Nixon had resigned and Vice President Ford had been sworn in to succeed him.

"I do not want a honeymoon with you," he said, "I want a good marriage."

He promised to listen to Congress, and to the people, "to be sure that we are all tuned in to the real voice of America."

Still, the most dramatic first address to Congress in the post-war era had to be that of Lyndon Johnson in November 1963 just days after he had been elevated to the presidency by the assassination of John F. Kennedy.

"All I have I would have given gladly not to be standing here today," he said. "The greatest leader of our time has been struck down by the foulest deed of our time."

President Johnson charts a course for his administration in a speech to Congress on Nov. 27, 1963. Seated behind the new president are House Speaker John McCormack (left) and Sen. Carl Hayden. AP başlığı gizle

President Johnson charts a course for his administration in a speech to Congress on Nov. 27, 1963. Seated behind the new president are House Speaker John McCormack (left) and Sen. Carl Hayden.

And later in that speech, Johnson vowed to pursue the legacy he had inherited.

"On the 20th day of January, in 1961, John F. Kennedy told his countrymen that our national work would not be finished 'in the first thousand days, nor in the life of this administration, nor even perhaps in our lifetime on this planet. But,' he said, 'let us begin.' "

Then Johnson added: "Today, in this moment of new resolve, I would say to all my fellow Americans, let us continue."

Continuity of tradition and shared power is what ceremonies such as the address to Congress are all about. They start the process by which independent personalities become part of the government, to envelop them in the context they are confronting.

Even the most disruptive and embattled presidents have come to realize that — no matter how much they see themselves as champions of the people — they cannot escape the constraints of the office in which they serve.


Joe Biden’s Bold Defense of American Democracy

Joe Biden’s presidency now has a lasting theme—one far more powerful than slogans like “Build Back Better” or all the variations on the “American Rescue Plan.” As he delivered his address to a more than half-empty House chamber on Wednesday night, Biden portrayed himself, above all, as the defender of democracy.

Again and again, often in surprisingly personal terms for a formal address, Biden came back to China’s quest for global mastery. Describing his many conversations with Chinese leader Xi Jinping, Biden told the nation, “He’s deadly earnest about becoming the most significant, consequential nation in the world—he and others, autocrats, that think that democracy can’t compete in the twenty-first century with autocracies because it takes too long to get consensus.”

That focus on democratic values, more than anything, may guarantee Biden a place in American history. The president’s team had billed the address as Biden’s “One Hundred Days” speech—an allusion to Franklin Roosevelt, who was first associated with the phrase during the heady launch of his presidency in 1933. (In fact, long before Roosevelt, the term was used to describe Napoleon’s dramatic 1815 return from his exile in Elba and the military campaign that abruptly ended at Waterloo.)

But there are valid parallels to 1933. As Jonathan Alter details in The Defining Moment, his chronicle of the early days of Roosevelt’s administration, important figures on the left as well as the right believed that democracy had failed and America needed an autocrat to confront the Depression. Even liberal columnist Walter Lippmann, one of the founders of The New Republic, told FDR shortly before he was inaugurated, “The situation is critical, Franklin. You may have no alternative but to assume dictatorial powers.”

Biden, for his part, defeated a president dripping with contempt for democracy and eager to assume dictatorial powers. “As we gather here tonight,” Biden said late in his speech on Wednesday, “the images of a violent mob assaulting this Capitol—desecrating our democracy—remain vivid in our minds.” The Capitol attack was for Biden an event like Pearl Harbor or September 11, a defining moment that clarified the kind of president he wanted to be.

On a purely rhetorical level, the Biden speech was at times too long and too jarring. This is the occupational hazard of all addresses to Congress because at a certain point the speechwriter’s dream of brevity and eloquence gives way to the political pressures to include one more item. As a result, some of the transitions in the Biden address were abrupt. Within the space of a single breath, the president went from talking about caregivers for the elderly to declaring, “For too long, we have failed to use the most important word when it comes to meeting the climate crisis. Jobs, jobs, jobs, jobs.”

But the speech was also, perhaps unsurprisingly, a master class in political artistry. Over the course of a career that stretches from Richard Nixon to Barack Obama, Biden has listened to countless presidential addresses from the floor of the House—and he has learned the wisdom of sticking to a single theme. If you listened carefully, he framed almost every major initiative in the speech as a response to the rise of China and the threat of its version of autocracy. Biden said at the beginning of the speech, “We’re in competition with China and other countries to win the twenty-first century. We’re at an inflection point in history.”

Later in the speech, Biden went beyond economic competition to report, “I also told President Xi that we will maintain a strong military presence in the Indo-Pacific, just as we do with NATO in Europe. Not to start a conflict but to prevent one.” Biden’s only failure in this part of the address was to talk about “human rights” in abstract terms rather than link them directly to the plight of the Uighurs and the assault on democracy in Hong Kong.

His demonization of China may trouble the foreign policy doves. But in political terms, a foreign adversary is often a valuable tool that a president can use to pass legislation and forge national unity. It probably was not lost on Biden that Dwight Eisenhower partly sold the interstate highway system in the 1950s as a way of moving supplies quickly in case of conflict with the Soviet Union.

Biden knows that the point of his presidency is to convince a majority of Americans that democratic norms can be relied on in even the most devastating set of crises. His focus on democracy and his steady, measured demeanor both seemed designed to further that goal. Even before his speech, almost half of all Americans (some 42 percent) viewed him as a moderate, according to an NBC poll released Sunday, which is significantly higher than the number of voters who regarded Barack Obama as a moderate at a similar juncture in his presidency.

Biden attempted to keep up his image as a reasonable centrist confronting unprecedented crises by lowering his voice during the important first half of the speech. He saved almost all the left-wing material in the speech (lines that were impossible to imagine Obama or Bill Clinton delivering) for the second half—at a point when presumably most of the moderate swing voters had clicked away from the speech to lighter fare. “Wall Street didn’t build this country,” Biden said, in words that must have shocked much of the Republican Party. “The middle class built this country, and unions built the middle class.” In another historic moment, Biden said, “All transgender Americans watching at home, especially young people who are so brave, I want you to know that your president has your back.”

No single speech will change the trajectory of a presidency. And for all we know, historians may conclude that the most important political event that occurred Wednesday was the FBI’s search of Rudy Giuliani’s apartment and office. All of Biden’s initial political success in office could be upended by a new coronavirus variant, a major crisis on the southern border, or a Taliban takeover of Kabul as soon as the last American armed forces leave Afghanistan. That’s the inherent problem with placing too much weight on the 100-day mark in a presidency.

But as Biden said in the stirring conclusion to his first address to Congress, “We’ve stared into the abyss of insurrection and autocracy, pandemic and pain, and ‘We the People’ did not flinch.” That alone is a lasting presidential legacy, no matter how the politics of 2022 and 2024 play out.


Transcript: Pope Francis’s speech to Congress

I am most grateful for your invitation to address this Joint Session of Congress in “the land of the free and the home of the brave”. I would like to think that the reason for this is that I too am a son of this great continent, from which we have all received so much and toward which we share a common responsibility.

Each son or daughter of a given country has a mission, a personal and social responsibility. Your own responsibility as members of Congress is to enable this country, by your legislative activity, to grow as a nation. You are the face of its people, their representatives. You are called to defend and preserve the dignity of your fellow citizens in the tireless and demanding pursuit of the common good, for this is the chief aim of all politics. A political society endures when it seeks, as a vocation, to satisfy common needs by stimulating the growth of all its members, especially those in situations of greater vulnerability or risk. Legislative activity is always based on care for the people. To this you have been invited, called and convened by those who elected you.

Yours is a work which makes me reflect in two ways on the figure of Moses. On the one hand, the patriarch and lawgiver of the people of Israel symbolizes the need of peoples to keep alive their sense of unity by means of just legislation. On the other, the figure of Moses leads us directly to God and thus to the transcendent dignity of the human being. Moses provides us with a good synthesis of your work: you are asked to protect, by means of the law, the image and likeness fashioned by God on every human face.

Today I would like not only to address you, but through you the entire people of the United States. Here, together with their representatives, I would like to take this opportunity to dialogue with the many thousands of men and women who strive each day to do an honest day’s work, to bring home their daily bread, to save money and –one step at a time – to build a better life for their families. These are men and women who are not concerned simply with paying their taxes, but in their own quiet way sustain the life of society. They generate solidarity by their actions, and they create organizations which offer a helping hand to those most in need.

I would also like to enter into dialogue with the many elderly persons who are a storehouse of wisdom forged by experience, and who seek in many ways, especially through volunteer work, to share their stories and their insights. I know that many of them are retired, but still active they keep working to build up this land. I also want to dialogue with all those young people who are working to realize their great and noble aspirations, who are not led astray by facile proposals, and who face difficult situations, often as a result of immaturity on the part of many adults. I wish to dialogue with all of you, and I would like to do so through the historical memory of your people.

My visit takes place at a time when men and women of good will are marking the anniversaries of several great Americans. The complexities of history and the reality of human weakness notwithstanding, these men and women, for all their many differences and limitations, were able by hard work and self-sacrifice – some at the cost of their lives – to build a better future. They shaped fundamental values which will endure forever in the spirit of the American people. A people with this spirit can live through many crises, tensions and conflicts, while always finding the resources to move forward, and to do so with dignity. These men and women offer us a way of seeing and interpreting reality. In honoring their memory, we are inspired, even amid conflicts, and in the here and now of each day, to draw upon our deepest cultural reserves.

I would like to mention four of these Americans: Abraham Lincoln, Martin Luther King, Dorothy Day and Thomas Merton.

This year marks the one hundred and fiftieth anniversary of the assassination of President Abraham Lincoln, the guardian of liberty, who labored tirelessly that “this nation, under God, [might] have a new birth of freedom”. Building a future of freedom requires love of the common good and cooperation in a spirit of subsidiarity and solidarity.

All of us are quite aware of, and deeply worried by, the disturbing social and political situation of the world today. Our world is increasingly a place of violent conflict, hatred and brutal atrocities, committed even in the name of God and of religion. We know that no religion is immune from forms of individual delusion or ideological extremism. This means that we must be especially attentive to every type of fundamentalism, whether religious or of any other kind. A delicate balance is required to combat violence perpetrated in the name of a religion, an ideology or an economic system, while also safeguarding religious freedom, intellectual freedom and individual freedoms. But there is another temptation which we must especially guard against: the simplistic reductionism which sees only good or evil or, if you will, the righteous and sinners. The contemporary world, with its open wounds which affect so many of our brothers and sisters, demands that we confront every form of polarization which would divide it into these two camps. We know that in the attempt to be freed of the enemy without, we can be tempted to feed the enemy within. To imitate the hatred and violence of tyrants and murderers is the best way to take their place. That is something which you, as a people, reject.

Our response must instead be one of hope and healing, of peace and justice. We are asked to summon the courage and the intelligence to resolve today’s many geopolitical and economic crises. Even in the developed world, the effects of unjust structures and actions are all too apparent. Our efforts must aim at restoring hope, righting wrongs, maintaining commitments, and thus promoting the well-being of individuals and of peoples. We must move forward together, as one, in a renewed spirit of fraternity and solidarity, cooperating generously for the common good.

The challenges facing us today call for a renewal of that spirit of cooperation, which has accomplished so much good throughout the history of the United States. The complexity, the gravity and the urgency of these challenges demand that we pool our resources and talents, and resolve to support one another, with respect for our differences and our convictions of conscience.

In this land, the various religious denominations have greatly contributed to building and strengthening society. It is important that today, as in the past, the voice of faith continue to be heard, for it is a voice of fraternity and love, which tries to bring out the best in each person and in each society. Such cooperation is a powerful resource in the battle to eliminate new global forms of slavery, born of grave injustices which can be overcome only through new policies and new forms of social consensus.

Politics is, instead, an expression of our compelling need to live as one, in order to build as one the greatest common good: that of a community which sacrifices particular interests in order to share, in justice and peace, its goods, its interests, its social life. I do not underestimate the difficulty that this involves, but I encourage you in this effort.

Here too I think of the march which Martin Luther King led from Selma to Montgomery fifty years ago as part of the campaign to fulfill his “dream” of full civil and political rights for African Americans. That dream continues to inspire us all. I am happy that America continues to be, for many, a land of “dreams”. Dreams which lead to action, to participation, to commitment. Dreams which awaken what is deepest and truest in the life of a people.

In recent centuries, millions of people came to this land to pursue their dream of building a future in freedom. We, the people of this continent, are not fearful of foreigners, because most of us were once foreigners. I say this to you as the son of immigrants, knowing that so many of you are also descended from immigrants. Tragically, the rights of those who were here long before us were not always respected. For those peoples and their nations, from the heart of American democracy, I wish to reaffirm my highest esteem and appreciation. Those first contacts were often turbulent and violent, but it is difficult to judge the past by the criteria of the present. Nonetheless, when the stranger in our midst appeals to us, we must not repeat the sins and the errors of the past. We must resolve now to live as nobly and as justly as possible, as we educate new generations not to turn their back on our “neighbors” and everything around us. Building a nation calls us to recognize that we must constantly relate to others, rejecting a mindset of hostility in order to adopt one of reciprocal subsidiarity, in a constant effort to do our best. I am confident that we can do this.

Our world is facing a refugee crisis of a magnitude not seen since the Second World War. This presents us with great challenges and many hard decisions. On this continent, too, thousands of persons are led to travel north in search of a better life for themselves and for their loved ones, in search of greater opportunities. Is this not what we want for our own children? We must not be taken aback by their numbers, but rather view them as persons, seeing their faces and listening to their stories, trying to respond as best we can to their situation. To respond in a way which is always humane, just and fraternal. We need to avoid a common temptation nowadays: to discard whatever proves troublesome. Let us remember the Golden Rule: “Do unto others as you would have them do unto you” (Mt 7:12).

This Rule points us in a clear direction. Let us treat others with the same passion and compassion with which we want to be treated. Let us seek for others the same possibilities which we seek for ourselves. Let us help others to grow, as we would like to be helped ourselves. In a word, if we want security, let us give security if we want life, let us give life if we want opportunities, let us provide opportunities. The yardstick we use for others will be the yardstick which time will use for us. The Golden Rule also reminds us of our responsibility to protect and defend human life at every stage of its development.

This conviction has led me, from the beginning of my ministry, to advocate at different levels for the global abolition of the death penalty. I am convinced that this way is the best, since every life is sacred, every human person is endowed with an inalienable dignity, and society can only benefit from the rehabilitation of those convicted of crimes. Recently my brother bishops here in the United States renewed their call for the abolition of the death penalty. Not only do I support them, but I also offer encouragement to all those who are convinced that a just and necessary punishment must never exclude the dimension of hope and the goal of rehabilitation.

In these times when social concerns are so important, I cannot fail to mention the Servant of God Dorothy Day, who founded the Catholic Worker Movement. Her social activism, her passion for justice and for the cause of the oppressed, were inspired by the Gospel, her faith, and the example of the saints.

How much progress has been made in this area in so many parts of the world! How much has been done in these first years of the third millennium to raise people out of extreme poverty! I know that you share my conviction that much more still needs to be done, and that in times of crisis and economic hardship a spirit of global solidarity must not be lost. At the same time I would encourage you to keep in mind all those people around us who are trapped in a cycle of poverty. They too need to be given hope. The fight against poverty and hunger must be fought constantly and on many fronts, especially in its causes. I know that many Americans today, as in the past, are working to deal with this problem.

It goes without saying that part of this great effort is the creation and distribution of wealth. The right use of natural resources, the proper application of technology and the harnessing of the spirit of enterprise are essential elements of an economy which seeks to be modern, inclusive and sustainable. “Business is a noble vocation, directed to producing wealth and improving the world. It can be a fruitful

source of prosperity for the area in which it operates, especially if it sees the creation of jobs as an essential part of its service to the common good” (Laudato Si’, 129). This common good also includes the earth, a central theme of the encyclical which I recently wrote in order to “enter into dialogue with all people about our common home” (ibid., 3). “We need a conversation which includes everyone, since the environmental challenge we are undergoing, and its human roots, concern and affect us all” (ibid., 14).

In Laudato Si’, I call for a courageous and responsible effort to “redirect our steps” (ibid., 61), and to avert the most serious effects of the environmental deterioration caused by human activity. I am convinced that we can make a difference and I have no doubt that the United States – and this Congress – have an important role to play. Now is the time for courageous actions and strategies, aimed at implementing a “culture of care” (ibid., 231) and “an integrated approach to combating poverty, restoring dignity to the excluded, and at the same time protecting nature” (ibid., 139). “We have the freedom needed to limit and direct technology” (ibid., 112) “to devise intelligent ways of… developing and limiting our power” (ibid., 78) and to put technology “at the service of another type of progress, one which is healthier, more human, more social, more integral” (ibid., 112). In this regard, I am confident that America’s outstanding academic and research institutions can make a vital contribution in the years ahead.

A century ago, at the beginning of the Great War, which Pope Benedict XV termed a “pointless slaughter”, another notable American was born: the Cistercian monk Thomas Merton. He remains a source of spiritual inspiration and a guide for many people. In his autobiography he wrote: “I came into the world. Free by nature, in the image of God, I was nevertheless the prisoner of my own violence and my own selfishness, in the image of the world into which I was born. That world was the picture of Hell, full of men like myself, loving God, and yet hating him born to love him, living instead in fear of hopeless self-contradictory hungers”. Merton was above all a man of prayer, a thinker who challenged the certitudes of his time and opened new horizons for souls and for the Church. He was also a man of dialogue, a promoter of peace between peoples and religions.

From this perspective of dialogue, I would like to recognize the efforts made in recent months to help overcome historic differences linked to painful episodes of the past. It is my duty to build bridges and to help all men and women, in any way possible, to do the same. When countries which have been at odds resume the path of dialogue – a dialogue which may have been interrupted for the most legitimate of reasons – new opportunities open up for all. This has required, and requires, courage and daring, which is not the same as irresponsibility. A good political leader is one who, with the interests of all in mind, seizes the moment in a spirit of openness and pragmatism. A good political leader always opts to initiate processes rather than possessing spaces (cf. Evangelii Gaudium, 222-223).

Being at the service of dialogue and peace also means being truly determined to minimize and, in the long term, to end the many armed conflicts throughout our world. Here we have to ask ourselves: Why are deadly weapons being sold to those who plan to inflict untold suffering on individuals and society? Sadly, the answer, as we all know, is simply for money: money that is drenched in blood, often innocent blood. In the face of this shameful and culpable silence, it is our duty to confront the problem and to stop the arms trade.

Three sons and a daughter of this land, four individuals and four dreams: Lincoln, liberty Martin Luther King, liberty in plurality and non-exclusion Dorothy Day, social justice and the rights of persons and Thomas Merton, the capacity for dialogue and openness to God.

Four representatives of the American people.

I will end my visit to your country in Philadelphia, where I will take part in the World Meeting of Families. It is my wish that throughout my visit the family should be a recurrent theme. How essential the family has been to the building of this country! And how worthy it remains of our support and encouragement! Yet I cannot hide my concern for the family, which is threatened, perhaps as never before, from within and without. Fundamental relationships are being called into question, as is the very basis of marriage and the family. I can only reiterate the importance and, above all, the richness and the beauty of family life.

In particular, I would like to call attention to those family members who are the most vulnerable, the young. For many of them, a future filled with countless possibilities beckons, yet so many others seem disoriented and aimless, trapped in a hopeless maze of violence, abuse and despair. Their problems

are our problems. We cannot avoid them. We need to face them together, to talk about them and to seek effective solutions rather than getting bogged down in discussions. At the risk of oversimplifying, we might say that we live in a culture which pressures young people not to start a family, because they lack possibilities for the future. Yet this same culture presents others with so many options that they too are dissuaded from starting a family.

A nation can be considered great when it defends liberty as Lincoln did, when it fosters a culture which enables people to “dream” of full rights for all their brothers and sisters, as Martin Luther King sought to do when it strives for justice and the cause of the oppressed, as Dorothy Day did by her tireless work, the fruit of a faith which becomes dialogue and sows peace in the contemplative style of Thomas Merton.

In these remarks I have sought to present some of the richness of your cultural heritage, of the spirit of the American people. It is my desire that this spirit continue to develop and grow, so that as many young people as possible can inherit and dwell in a land which has inspired so many people to dream.


Videoyu izle: TÜRKİYE NİN ELİNDE HRİSTİYAN ALEMİNİ BİTİRECEK BELGELER VAR - AYTUNÇ ALTINDAL